#4-bunları biliyormusunuz

Milli Kanunlarımız

17 şubat l926′da İsviçre Medeni Kanunu,nun Türkçeye tercüme edilerek Türk Medeni Kanunu” olarak kabul edildiğini…1 Mart 1926′da da, İtalya Ceza Kanunu’ nun Türkçeye tercüme edilerek Türk Ceza kanunu olarak kabul edildiğini … (293)

 Düşmanım Yoktur”Benim Nefsimden Gayrı

Hz. Mevlananın Mesnevi’sinde anlattığına göre Hz. Ömer (ra) ile görüşmeye gelen Rum elçisinin, şehre girer girmez halifenin sarayının nerede olduğunu sorması üzerine halktan birinden :Halifenin sarayı yoktur görüşeceksen işte ileride hurma ağacının altında yatmaktadır” cevabını aldığında hayretler içinde kaldığını… Bu Rum elçisinin Hz. Ömer’e getirdiği hediyeler arasında bir şişe çok tesirli bir zehir bulunduğunu ve elçinin, Hz. Ömer’e: Bu çok tesirli bir zehirdir Birkaç damlası bile düşmanlarınızı yok eder” demesi üzerine Halife Hz Ömer’in: Benim nefsimden gayri düşmanım yoktur” diyerek elçinin şaşkın bakışları arasında şişedeki zehirin hepsini bir yudumda içtiğini ve Allah’ın izniyle de hiçbir şey olmadığını…(297)

Aziz Mahmud Hüdai’ den İstenen Keramet

Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri’nin İstanbul’ un Üsküdar semtine gelip zaviyesini kurmasından sonra , Sultan I. Ahmed’in bu gizli nur hazinesini keşfederek eteğine yapıştığını… Bu Gönül Sultanı’nın birgün sarayda abdest alırken, Padişah 1.Ahmed’in abdest suyunu döküp annesi Valide Sultan’ın da havlu tuttuğunu…Bir ara Valide Sultan’ln boşta bulunup kendini tutamayarak: Efendim, ne olur bize bir keramet gösteriniz” demesi üzerine tebessüm eden Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri’nin gayet latif bir şekilde devrin padişahı abdest suyumu döküyor validesi ise havlumu tutuyor. Bundan büyük ne keramet istersiniz.? cevabını veridiğini..(311) 

Tasavvufta Şeriata Bağlılık

Said Harraz Hazretleri’nin: Zahiri hükümlere aykırı düşen her batın batıldır”diye vecizeleştirdiği tasavvufta Allahın emir ve yasaklarına uymanın gerekliliğini, yine bir başka sufi olan Bayezid-i Bistami Hazretleri ‘nin de:Havada uçan insanlara mı hayret ediyorsunuz? Leş yiyen kargalar da havada uçmakta. Su üzerinde yürüyen insanlara mı şaşırıyorsunuz?Balıklar da suda yüzmekte. Önemli olan Allah’ın emirlerine uymak kaçınmaktır,, sözleriyle vurguladığını…(316)

Nasreddin Hoca’ nın Merkebine Ters Binmesinin Hikmeti

Türk halkının nüktedan hazır cevap ve zeki bir fıkra kahramanı olarak tanıdığı Nasreddin Hoca’nın(1208-1284 ), aslında medresede ders veren büyük bir müderris ve ayrıcada kadı olduğunu. . .Talebeleri arasında oldukça sevilen Nasreddin Hocanın, ders verdiği medreseden merkebine binip evine giderken dahi talebeleri tarafından yalnız bırakılmayıp yolda kendisine sualler sorulduğu,..Hem yol alıp hem de talebelerin sorularına cevap veren Nasreddin Hoca’nın, sual soran talebelerine arkası dönük olarak cevap vermenin İslami edebe aykırı olacağından dolayı,merkebine ters binip, talebeleri ile yüz yüze gelerek ders verdiğini. . .(318)

-Okumanın Dayanılmaz Cazibesi

Bir ülkenin kültürel yönden kalkınmışlığının, o ülkede bir yılda fert başına tüketilen kağıt miktarı ile ölçüldüğünü…ABD’de kişi başına bir yılda tüketilen kağıt miktarının 391 kilo olmasına karşılık, aynı rakamın Avrupa ülkelerinde ortalama 90 kilo olduğunu ve ülkemizde ise bu. rakamın sadece ve sadece 18 kilo olduğunu… (322)

Çile İle Kemale Eren Büyük Ruhlar

 Milletlerin önüne düşüp onları aydınlığa çıkaran nice büyük şahsiyetlerin ömürlerinin bir bölümünün hapishanelerde çile ve işkence içinde geçtiğini ve böylece onların olgunlaşan ve aydınlanan gönülleriyle milletlerin diriliş yolunda birer ışık kaynağı haline geldiğini…Büyük İmam Ebu Hanife Hazretleri’ nin zindanlara atılarak saygısızca hırpalanıp inim inim bir hayat yaşadığını…Ahmet Bin Hanbel Hazretleri’ nin adi bir insan gibi tartaklanıp bayağı bir işkencelere maruz bırakıldığını…Serahsinin El-Mebsut isimli koca kamusunu hapsedeldiği kuyu dibinde telif edip meydana getirdiğini . . .Bediüzzaman Hazretleri’nin bir cani gibi muamele görerek memleket memleket sürgüne gönderildiğini…Campanella ‘nın zindanda Cervantes in esarette, Dostoyevski,nin de kürek mahkumu iken kendilerini keşfederek milletlerinin gönüllerinde ölümsüzlüğe ulaştıklarını… 1328)

“Çocuğunuza Kur’an Telkin Ettiniz mi?”

İşadamı Sakıp Sabancı’ nın, kızını batı standartlarında tahsil yapması için İngiltere’deki Harward kolejine kaydettirdiğini. . .Okul idaresinin, kolejin çeşitli bölümlerini Sabancı’ya gezdirdikten sonra kiliseyi göstererek:” Burası da dini ibadet yeri ” deyip “Senin kızın Müslüman olduğu için dini ibadet günlerinde Kur’anı Kerim getirsin, istediği günlerde okusun. Siz Kur’an okumasını kızınıza telkin ettinizmi?” diye sorduklarını . . . Sakıp Sahancı’ nın daha sonra bu hadisenin değerlendirmesini yaparken :”Allah var, doğrusu ben kızımla beraber Kur’an-ı Kerim getirmemiştim. Kızıma da telkinde bulunmamıştım çok utandım. Sırtım terledi. O ‘gavur’ dediğimiz bana verdiği dersten çok mahçup oldum. Adeta yüzüme bir şamar patlamıştı. Ve Türkiye’ye geldiğimde kızıma hemen bir açıklamalı Kur’an-ı Kerim gönderdim.” diyerek kızına dini bilgiler öğretmediğinden dolayı mahcubiyetini itiraf ettiğini. (332)

Sin Şın a Girdiğinde

15 Aralık l516da Şama giren Yavuz Sultan Selim Han’ın,metruk halde bulunan Muhyiddin-i Arabi’nin türbesini ortaya çıkarttığını ve vefatından önce “Sin (Selim), Sin a (Şam) girdiğinde benim kabrim ortaya çıkacaktır diyen Muhyiddin Arabi’nin kerametinin gerçekleştiğini…(341)

İlk Dışkı Yedirme Hadisesi

İnsanlara dışkı yedirme hadisesine ilk defa CHP iktidarı döneminde rastlanıldığını1947 yılında Demokratik Parti’li bir kooperatif başkanının hükümet tarafından vazifeden alınmasına karşı çıkan İsparta’nın Senirkent bucağı halkıyla, Jandarma kuvvetleri arasında çıkan çatışmalarda jandarmaların köylüleri dayaktan geçirerek, dışkı yedirme idrar yaptırdıkları şapkayı başına geçirme ve yere yatırıp üstüne binerek dolaşma gibi işkenceler uyguladıklarını . . . (347)

27 Mayıs Darbesinde Amerikan Parmağı

27 Mayıs hareketinin gerçekleştirilerek Adnan Menderes ve Fatin Rüşdü Zorlu’nun işbaşından uzaklaştırılmasını herkesten fazla Amerikalıların istediklerini…NATO’ya girerek Türkiye’de Amerika Birleşik Devletlerine üs açan Menderes hükümetinin, bunun karşılığı olarak Amerika’nın teknik imkanlarından faydalanarak ülkemizi kalkındırmayı düşündüklerini, fakat Amerikalıların mükellefiyetlerini yerine getirmeyip savsaklayarak Türkiye’den azla idare etmesini istediklerini . . .Bunun ilk örneği olarak, Türkiye için zirai alanda büyük bir atılıma sebep olacak olan traktör alımı meselesini Amerikanın kabul ettiğini, fakat bunları verirken, yapılan anlaşmada, bu traktörlerin pamuk ekimine tahsis edilen tarlalarda kullanılamayacağı yolunda bir hüküm koymak istediğini…Oysa, o yıllarda Türkiye’nin ihracatında en büyük iki kaleminden birini pamuğun teşkil ettiğini…Dünya pamuk piyasasının bir numaralı üreticisi olan ABD’nin, pazardaki payının yüzde 1-2 nisbetinde bile düşmesine tahammül edemediğini Menderes ve Zorlu’nun, ABD’nin bu sinsi politikasının farkına vararak ilişkilerde daha dikkatli bir tavır aldıklarını ve dolayısı ile menfaati zedelenen Amerikalıların DP iktidarını gözden çıkardıklarını . . . (349)