Doç. Dr. Faruk Beşer
Futbol sistemler için bir araç
Konuyu en azından üç yönüyle ele alıp incelemek mümkün.
1. Futbol oynamak.
Bu konuda önce şu Hadis-i Şerifleri hatırlatmamız yararlı olur: “Uçü hariç, Müslüman’ın her türlü eğlencesi haramdır:
‘Hanımıyla oynaşması, atını eğitmesi ve atış yapması” (Tirmizi, fedalü’l –cihad 11 lbn-i Mace cihad), “Melekler atıcılık tan başka hiçbir eğlencede hazır bulunmazlar” (lbn-i Abidin, 4/404), “Allah’a taattan alıkoyan her eğlence batıldır” (Buhari, istizan 52). Birinci Hadise dikkat edilirse meşru eğlencede bulunması ge reken üç özelliğe işaret ettiği görülür.
1. Kişinin evine huzur ve neşe temin etmesi.
2. Hayatla ya da düşmanla vereceği mücadele için gereç (altyapı) tedarik etmesi.
3. Hazırladığı gereçlen kullanma eğitimi yaparak bu mücadeleye bizzat hazırlanması.
İslam’da abesle iştigal olamayacağına göre, caiz görülebilecek spor ve eğlencenin de öncelikle bu özellikleri yada birini taşıyor olması gerekir. Diğer Hadisler de bu manayı tamamlayıcıdır. Bunu futbola uygularsak 0; (eğer evde veya tenha bir yerde beraber oynamıyorlarsa) hanımıyla oynaşmak ve mücadele araçlarının temini anlamı taşımadığına göre, geriye sadece mücadeleye hazırlanmak özelliği, yani kişinin kendisini zinde ve sağlıklı tutma gayesi kalıyor.
Bir değer ifade ile, futbol vücudun ihtiyacı olan spor gayesi ile yapılır ve başka mahzurlarda ihtiva etmezse mübah bir eğlence sayılabilir. Başka mahzurlar şunlar olabilir:
Futbolu spor ihtiyacın dan fazla oynayarak hem faydalı şeylerle değerlendirebileceği zaman nimetini, hem de yine yararlı işlerde kullanabileceği enerji (güç, kuvvet) nimetini israf etmek. (Bilindiği gibi israfın her çeşidi haram kılınmıştır.) Oyun sebebiyle ibadetlerini aksatmak, oyun sebebiyle dünyevi ödevlerini aksatmak ve bakmak zorunda olduğu fertlere karşı görevlerini ihmal etmek.
Oynarken giyeceği elbiselerde avret sınırına riayet etmemek. Futbolu bir kazanç aracı olarak görmek ve uygulamak. Bu ve buna benzer mahzurlar futbol oynamayı, mahzur olma derecelerine göre mekruh yada haram hale getirmiş olurlar. Böyle mahzurlar olmaksızın futbol oynamakta bir beis olmayacağı gibi bazen sevimli ve istenen (mergup) bir spor dahi olabilir.
Ancak bugünkü şekliyle futbol bir spor değildir. Çünkü oynayanlar onu vücudu güçlendirmek için oynamamakta, seyredenler ise hiçbir hareket yapmamaktadırlar.
2. Futbol oyununu seyretmek ya da takım tutmak…
Bu konuda da oynanmasına bağlı olarak değişik hükümler düşünülebilir. Yukarıda sözü edilen mahzurlar var ise, futbolun oynanması gibi seyredilmesi de derece derece mahzurludur. Seyretmekle spor yapmak gibi bir gaye olamayacağın dan seyretmenin faydalı ve güzel olma ihtimali daha azdır. Ancak oynanan tarafların birinin yenme ya da yenilmesinden fazla etkilenmeyecek birisi için seyretmek, olsa olsa bir nebze dinlendirici olabilir ve dinlendirici olduğu ölçüde de mahzursuz olur.
Herhangi bir tarafın diğerine galip gelmesini arzulamak ise, en büyük arzusu bu olmadıktan sonra, fıtri bir duygudur ve bir dereceye kadar normaldir. Ne var ki futbol seyretmekteki mahzurlar oynama dakilerinden genellikle daha fazladır. Fut bol seyretmekteki faydalar genellikle oy namaktaki faydalardan daha azdır da diyebiliriz. Hele günümüzde futbol seyretmek, daha doğru ifadesiyle takım tutmak ve taraftar olmak (çünkü böyle olmayan insanlar seyretmekten de zevk almazlar) bir heyecan ve tutku halini almış ve insanlardaki müteal (aşkın) heyecanların yerini işgal eder olmuştur. Bu ise din ile eş anlamlıdır. Çünkü din herhangi bir şeyi ilah edinmedir. ilah edinme ise, herhangi bir güce gönüllü ve kayıtsız-şartsız boyun eğme demektir. Buna göre bir fert, mesela bir futbol takımını her şeyden önde görüyor; canına, malına, aklına, ırzına, dinine gelen za rardan ziyade takımının mağlubiyetine üzülüyorsa, aksiyle; takımının başarısına diğerlerindeki salahtan çok seviniyorsa, o takım onun için bir din halini almıştır ve böyle bir insanın oluşumu itikaden tehlikelidir. Bugün de zaten futbol yeni bir dünya dini olarak görülmektedir. Adına din denmese dahi futbol bu haliyle bir fonksiyonu görmektedir.
Nitekim bazı maçlarda “Haftada bir sana tapmaya geliyoruz”, ibareleri dahi duyulur olmuştur. “En büyük ABC, başka büyük yok” ibaresi tevile muhtaç bir ibaredir. Bununla nisbi bir büyüklük kastedilmiş ve takımlar arasında en büyük anlamında söylenmişse bunda bir mahzur olmayabilir. Ama takımına karşı duyduğu çoşku ve heyecanla bunu mutlak anlam da söylüyorsa, ya da o anda takımını gerçekten tüm varlıklar içerisinde en büyük olarak hissediyorsa bu da itikaden tehlikeli bir noktadır. Coşkunun sarhoşluğu ile alel-ıtlak söylenmişse belki tevil edilebilir, ama Allah (cc)’ı da hesaba katarak söylenmişse küfür olur ve her şeyi altüst eder.
3. Futbolu bir hükümet politikası ve ya bir din haline getirmek…
işin bu yönü” hükümetlerin hükümet etmeye” devam arzusuyla, hatta bazen devletin temel nizamıyla ilgili olabilir. Budurum insanlardaki din ihtiyacını ve onun herhangi bir yolla mutlaka giderilmesi gerektiğini de anlatır. Insanların ihtiyaçları sadece fiziki değildir, manevi ihtiyaçları da vardır ve din bunların başında gelir. Fiziki ihtiyaçlardan mesela D vitamini ek sikliğinde kemik hastalığı, B vitamini eksikliğinde göz hastalığı, saç dökülmesi olursa, manevi ihtiyaçların giderilmemesi halinde de birtakım ruh ve sinir hastalıkları zuhur eder. İnsanlar nihilizme ve anarşiye meylederler, düzen tanımazlık ve anarşi baş gösterir. Bu da mevcut hükümetler hatta rejimler için tehlikeli boyutlara varabilir. Tıpkı gerekli proteini al mayan tavukların kendilerini yemeleri gibi, insanlar da birbirini yemeye başlar. Sonunda da hükümetlerin, hatta rejimlerin başlarını yiyebilir. Bu noktada Fran ko’nun, “Futbol sayesinde ülkeyi on beş yıldır idare ediyorum” sözü çok anlamlıdır. Işte böyle kötü sonuçlara meydan vermemek için hükümetler insanların manevi boşluklarını bu tür yapma dinlerle doldurmaya ve hükümetlerini ya da rejimlerini biraz daha sürdürmeye çalışırlar.
Çünkü açlık hisseden bir bebek yalancı meme ile bir süre oyalanabilir. Daha sonra yalancı mememin yerini bir başka oyuncak alır ve oyalama alabildiğince uzatılmak istenir. Peki neden bu ihtiyaç ana sütü yerine meme ile karşılanmaya çalışılır? Ya da manevi ihtiyaçlar fıtrat dini ile değil de yapma dinlerle giderilmek istenir? Bu sorunun cevabı da açıktır. Her düşünce sisteminde önemli olan iktidarın başkalarına kaptırılmamasıdır. Yapma dinlerle oyalanmayıp, hiçliğe ve anarşizme kayan gençlik, kurulu sistemler için tehlike olduğu gibi, fıtrat diniyle beslenen gençler (bireyler) de tehlikedir. Önemli olan sistemin devamı olduktan sonra ona da imkan verilmemelidir.
Düşünen insanlar için futbolun ve benzer etkinliklerin bu yönü de çok önemlidir. Bu noktada kafa yorulursa, devletlerin futbola trilyonlar harcaması, radyo ve televizyon programlarının saatlerini ayırması kendileri açısından haklı ve zekice (akıllıca değil) bir tutum olduğu anlaşılmış olur. Kimseden futbol yerine, gerçek dini teşvik edipte başına bela alması beklenmemelidir. Onemli olan fertlerin avunuyor olması değil, sistemlerin sürmesidir. Ama ne zamana kadar? Allah (cc) bilir. Yalancı meme ile sus- turulan çocuk bir süre sonra ya baygın düşer, ya da öyle bir çığlık atar ki, kendini avutanların kulak zarlarını patlatır.

